Havadan Sudan Sohbet
Herkese günaydın arkadaşlar, nasılsınız? Çok şükür dediğinizi duyar gibi oldum. Bende eh işte idare ediyorum bu güne çok şükür. Efendim malum bu gün ramazan ayının ilk günü olduğu için karşılıklı samimiyet havasında bir şeyler paylaşmak istedim. Ramazanın kış ayına denk gelmesinin hem artıları, hem de eksiler var. Fakat bu ayın maneviyatının verdiği duyguyu tabiki hiç bir etken etkileyemez. Çeşit çeşit yemekler yapılacak, insanlar akrabalarını, arkadaşlarını iftarlara davet edecek. Ev hanımları birbirlerinden yemek tarifleri alacaklar. Oruç tutmanın vermiş olduğu o hafif yorgunluk ve durgunluk iftarın yaklaşmasıyla yerini tatlı bir heyecana bırakacak. Bu tarifsiz duyguyu biz Müslümanlar hariç kolay kolay kimse anlayamaz.
Bu ayda böyle geçecek tatlı bir heyecanla. Sıcacık pideler yenecek. Gözler imsakiyede her güne bir çeltik atılacak. Ne güzel bir duygu şanslıyız aslında bunu yaşadığımız, yaşayabildiğimiz için. Allah’a şükür olsun ki bu günleri bizlere gösterdiği için. Bizim gibi şanslı olamayan bir çok insan var dışarda. Biliyoruz ama görmezden geliyoruz. Şükür olayını kaybedeli çok oldu aslında insan oğlu. Hep bir doyumsuzluk bürümüş gözleri. Hep daha çok olsun, hepsi benim olsun culuk var. Garip ama kendi çevremdeki insanlara baktığım zaman geleceğe yönelik bir ümit göremiyorum. İşin garip tarafı kendimde onlara benziyorum.
İnsan Etrafındakilerin Karanlığında Kalıyor
Bazen etrafımızdan insanların karanlığı bize de gölge yapıyor. Hayat gerçekten insanı bazen olmak istemediği bir ruhi yete bürünüyor. Neden nasıl oldu derken düşünmeye bile fırsat bırakmıyor size. Sağlam karakter değildi, sağlam bir zemin istiyor aslında. Bazen olmuyor ne yaparsanız yapın, bir siz kaldığınız bu evrende kimseniz olmuyor. Tabiki bahane değil ama şartlar sizleri olmamanız gereken bir insan yapabiliyor. O anlarda ne az bir zararla kurtulabilirseniz size kar kalıyor. Arkadaşlar bunların hepsini bir kenara bırakın. Ne olursa olsun bir bahaneniz olmamalı. Güçlü bir karakteriniz, sağlam bir kişiliğiniz olmalı. Bahane bulmak kaçmanın en kolay yolu. Kaçmakla bitse konu yine sorun değil de. En ufak bir viraj da yine aynısı olacak. Direksiyonu sağlam tutmak gerekiyor. Kontrolü elden bırakmamak için.
Önce Kendinize Samimi Olun
Hadi dışardaki insanları kandırmak kolay. En azından sen öyle sanıyorsun. Kendini nasıl kandıracaksın ki. İçten içe seni yiyen o doğruyu nasıl yanlış yapacaksın. Ne garip varlığız ya. Kendimizdekine kör oluyoruz ama başkalarındakine hep açığız. İyilerin bu dünyada yeri yok derler. Evet kısmen katılıyorum buna. Ama iyi olmazsa da umut kalmıyor. Umutla iyilik birbirini yetiştiriyor. Havadan sudan sohbetler, böyle bir köşe yapmak istedim arkadaşlar. Bu konuyu serilere dönüştürmek istiyorum bakalım. Buda bu serinin ilk yazısı olmuş olacak. Karşılıklı bir samimiyet içerisinde havasında geçiyormuş gibi bu sohbet. İçimden geçenleri en yalın haliyle sansürsüz bir şekilde sizlerle paylaşmak istedim. Belki de okuyan bile olmayacak ama. En azından ben okumuş olacak yazarken.
Yani arkadaşlar sizin anlayacağınız, hiç bir şeyin sonu yok. Olmaz denilen ne var oluyor. Yapamam dediğiniz ne varsa yapabiliyorsunuz. Gökyüzünün mavi olduğu kadar gerçek bir şey bu. O yüzden size önce siz değer verin. Bırakın başkalarını ne yaparsalar yapsınlar. Herkese şimdiden hayırlı iftarlar. Başka bir havadan sudan sohbetler serimizde görüşünceye dek hoş çakalın. Bir önceki yazım olan Garazsız Sohbete bir göz atarsanız beni sevindirirsiniz.
Hakkında bir yorum “Havadan Sudan Sohbet”