Pazar Sohbetler Serisi -2-

Pazar günleri artık rutin bir hale gelen pazar sohbetler serisi 2. buluşmamıza hepiniz hoş geldiniz. Aramızdaki samimiyet ve doğallığı perçinlemek adına bu seriyi elimden geldiğince bozmamaya çalışacam. Bu yazılarımdaki amacım biraz daha böyle dertleşmek adına bir şeyler olacak. Ne biliyim o haftadaki deneyimlerimi yada düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Tabiki elimden geldiğince sizlerde bana eşlik edin istiyorum ama yorumlarda belirtirseniz düşüncelerinizi de ayrı bir sevinirim. En azından karşılıklı samimiyeti yakalamış oluruz diye düşünüyorum. Sizin haftanız nasıl geçti bilmiyorum ama benimki oldukça yoğundu. Özellikle ramazan ayı oruç münasebetiyle extra bir yorucu geçiyor. İşin manevi kısmı tabiki bam başka ama. Bir yerde ister istemez de beden yoruluyor.

Menfaat Dünyası Çıkar İlişkileri

Var mıdır hani belli bir yaşa gelip bu cümleleri kurmaya kimseler. Yoktur her halde. Öyle yada böyle bu dünyanın bir gerçeği olmuş artık menfaat ve çıkar ilişkileri. Dikkat ettiyseniz bu dünyada genellikle kim onda ne eksiği varsa ondan bahsediyor sanki onda çokmuş gibi. Artık insanlar çıkar ilişkilerine göre kümelenmiş bir durumda. Sizden birinin bir çıkarı yoksa belirli bir seviyede yaklaşıyor. Menfaati var ise eğer belirli bir yakınlıkta. Para diye bir gücün sahibin olduğu yönettiği bir zaman döngüsü içerisindeyiz. Sağlıktan, eğitime bir çok dalda benim hükmüm var diye bir kağıt parçası. Çıkarsız insanların günden güne kaybolduğu olanlarında artık dayanacak güçlerinin olmadığı bir evren. Ayıp kavramı ise nesilden nesille şekillenen.

İçinizdeki İyiliği Öldürmeyin

Bunu yapabilen insan sayısı bence oldukça azdır. Öfkesine yenik düşmeden akil kalabilen, içindeki iyiliğe zarar vermeyen benim çevremde kalmadı. İnsanlar artık insan olabilmenin asgari hareketlerinden bile kaçınır bir duruma geldi. Yalan söylemek basit aynı zamanda ihtiyaç haline geldi. Utanma duygusu, toplum tarafından unutturuldu. Ayıp desen sadece 5 dakikalığa hafızalarımızda yer edindi. Sosyal bir çöküntünün içerisinde tekeri patlak bir otobüs gibi bir sağa, bir sola giden hayatlara mahkum olduk. Bana sorarsanız umut var mı diye samimi olarak buna cevap verip umudunuzu kırmak istemiyorum. O yüzden içinizdeki iyiliği öldürmeyim. Yaşam döngüsü durmuyor bir şekilde. Ömür den giden bir sürenin içerisindeyiz bana göre herkes en başta kendi hayatından mesuldür.

O yüzden çevrenizdeki insanlara bakıp bu ne der yada el alem ne derin bir tık ötesindeyiz. Bana göre insanın en büyük düşmanı kendisidir. Çünkü kıyas sizi her zaman dibe çekecektir. Olduğunuz gibi davranmayı ihmal etmeyin. Bu yaşamlar bize emanet neticede fazlada hor kullanmamak gerekiyor benim düşüncemce.

Pozitif Bir Pencere Açın Kendinize

Her şey ve herkese rağmen pozitif bir pencereden bakmaya çalışın etrafınıza. Eminim oradan bakacağınız manzara iyi gelecek size bu yaşamınızda. Ailenize tutunun elinizden geldiğince başkada çareniz yok işin gerçeği bence. Fazla incitmeden kırmadan dökmeden bir hayat yaşamaya çalışın kendinizce. Bütçeniz kadar hayaller değil, zorlanacağınız kadar hayaller kurun kendinize. Benim inanıyorum ki başaracağınız öyle yada böyle bir şekilde. Sabah sabah başınızı şişirdim arkadaşlar hakkınıza helal edin. Ne yalan söyleyim tek taraflı bir şeyleri anlatmak iyi geliyor bana. Fazlada bölen olmayınca aklımdakilerini daha sağlıklı aktarabiliyorum sizlere. Şimdiden herkese hayırlı pazarlar. Dışarıda hava biraz soğuk o yüzden dikkat edin dışarıya çıkarken güneşe aldanmayın. Hoş çakalın!!!

Admin 95